Print Page | Close Window

komik,ilginç haber, yazı veya mail

Printed From: Malatya Anadolu Lisesi
Category: HaYatın içindEn
Forum Name: DünYaYı kUrtaRan adaM
Forum Description: [ El ele verip dünyayı kurtaralım ]
URL: http://forum.manadolu.com/forum_posts.asp?TID=830
Printed Date: 06 Temmuz 2022 at 21:42
Software Version: Web Wiz Forums 11.04 - http://www.webwizforums.com


Topic: komik,ilginç haber, yazı veya mail
Posted By: hcanpolat
Subject: komik,ilginç haber, yazı veya mail
Date Posted: 17 aRaLıK 2006 at 22:06

Komik ,ilginç yazı veya habeleri (resimleri değil) burada toplayalım umarım konu kapatılmaz kapatılmaz

 



-------------
Where's my mind?



Replies:
Posted By: hcanpolat
Date Posted: 17 aRaLıK 2006 at 22:07

8 Temmuz
İşte Türkiye’deyim; bölge sorumlusu Tommy arkadaşla
havaalanından kalacağımız eve giderken hayli uyarıcı bilgiler aldım;
"Hemen başlama, biraz sağını solunu tanımalısın; Türkler acayip bir
millettir"
filan diye bir şeyler söyledi, ama aldırış etmedim.
Bir dakika bile zayi edilmemeli; görev kutsal, görev ağır.

9 Temmuz
Tommy’nin yanıldığı açık; bugün ilk tebliğimi yaptım bile.
Adam parkta öylece oturuyordu.
Söylediğim her şeyi gülümseyip başıyla tasdik ederek saatlerce dinlerken
ruhumun göklere değdiğini hissetmiştim. Bizi seyreden simitçi, sonradan
o adamın sağır olduğunu söyleyince biraz moralim bozuldu
ama olur öyle şeyler.

11 Temmuz
Üçüncü gün; Tommy hâlâ "erken henüz" diye ısrar ediyor.
Mânâsız bir ısrar bu; kurtulması gereken o kadar çok ruh var ki burada.
Çorap almaya inmiştim semt pazarına. Nasıl oldu anlamadım
ama eve dönerken artık benim altılı çelik tencere takımım vardı.
Önemli değil, tencere gerekli bir araç nasıl olsa.
Tencereci arkadaşa müjdeyi tebliğ ettim.
"Ayıpsın abi, Hazreti İs⒠ya can fedâ." dedi, ben ağladım.
Söz verdi, pazar toplantılarına gelecek; hatta bana bir adres bile verdi.
O adrese gidersem bir sürü insanı misyona katabilirmişim.

21 Temmuz
Tommy hâlâ "gitme, bak karışmam" diyor; işte bu aşırı
ihtiyatkârlık yüzünden buralarda İsa’nın mesajı yeterince bilinmiyor zaten.

Gittim; şehrin kenarında kalabalık bir mahallede bir apartmanın altıncı
katına çıktım. İçeride bir hayli erkek vardı; beni içeri aldılar,
mobilyasız bir salona geçtik. Çay getirdiler; hatır sordular. Tam lâfa başlarken
biri parmağıyla "sus" işareti yaptı. İçeriden yaşlıca bir adam çıkıp salona
gelince herkes gibi ben de ayağa kalktım. Sonra adam konuşmaya, bir nevi
vaaz vermeye başladı.
Şöyle bir dinledim; eh fena şeyler değil. Toplantıdan sonra herkes
birbirine sarıldı, yeniden çay ikram edildi. Burayı sevdim, yarın da geleceğim.

2 Ağustos
Yine aynı şeyler oldu; bir ara fırsat bulup salondaki arkadaşları
misyona kazandırayım dedim. Tam "İsa" demiştim ki, ihtiyar vaiz
"İsa dedin de aklıma geldi." deyip çok tatlı bir bahis açtı.
Öyle güzel anlatıyor ki başladım ağlamaya. Zor teselli ettiler; sonra
ortaya sofra geldi. Yemek yedik. Kuşbaşılı pilav nefisti; hele cacık!

12 Ağustos
Tommy beni tesbihle oynarken yakaladı. "Nereden buldun"
diye sıkıştırıyor. "Dükkanın birinden aldım." dedim. Tesbih bana iyi
geliyor, meditasyon yerine geçiyor. Bir tane de Tommy’e mi alsam?

6 Eylül
Bugün hep birlikte camiye gittik. "Bakayım" dedim burada neler
yapıyorlar, nasıl ibadet ediyorlar. Mecit diye bir temiz yüzlü
arkadaşım var cemaatten. Bana abdest almayı öğretti caminin avlusunda.
Tuvaletleri pek temiz değil ama abdest çok güzel bir olay. Fırsatını
kolluyorum; bunların hepsini Protestan etmezsem bana da Mahmut
demesinler!

16 Eylül
"Nereden çıktı bu Mahmut?!" diye çıldırdı Tommy. "Kod adım."
dedim. Anlamadı. Anlamaz tabii. Ben ne yaptığımı biliyorum.
Şimdilik sesimi çıkarmıyor, toplantılara muntazaman devam ediyorum;
ezan okununca "Hadi camiye gidelim, Mahmut." diyorlar, gidiyorum.
"Neler okuyorsunuz fısır fısır?" diye sordum. Öğrettiler. Fatiha çok
güzel bir sûre. Tommy’e de öğretmeliyim.

1 Ekim
Tommy beni evden atmaya kalkıştı dün. "Seni kandırıyorlar,
Müslüman yapacaklar enayi." diye çıkıştı. İtiraz ettim,
"Ben bunların içyüzünü öğrenmeye çalışıyorum Pastör Tommy."
dedim.
"Sırlarını öğrendiğim an, bunları sürü halinde önüme katıp
Sarayburnu’ ndan denize sokup cümlesini birden çatır çatır
vaftiz etmezsem bana da Mahmut demesinler." dedim.
"Çık dışarı ." diye kovdu beni. Misyondan gelen
aylığımı da kesti. Vermezse vermesin, cemaatteki arkadaşlar
aralarında para toplayıp verdiler. Geceyi ucuz bir otelde geçirdim.
Bugün Mecit’in evine taşınıyorum.
Az kaldı, az.. Dayan, oğlum Mahmut!

6 Kasım
Mecit benim için istihareye yatmış; "Yeşil gördüm, Mahmut." dedi,
"Nurlar içindeydin, hidâyet nasip oldu sana, ne mutlu." dedi.
Tabii, aldırış etmiyorum, fakat hoşuma gitmedi de değil.

9 Kasım
Bugünlerde cemaate İngilizce dersleri vermeye başladım;
sabah namazını topluca edâ ettikten sonra kuşluk vaktine
kadar ders veriyorum.
Kuşlukla öğle arasında tefsir dersleri yapıyoruz.
Beni artık iyice kendilerinden zannediyorlar.

21 Kasım
Yeni damat olduğum için dört günden beri günlük yazamadım.
Mecit’in teyzesinin kızı Sabiha ile nikahlandık dün.
Nikâhımızı Saadettin Hoca kıydı sağ olsun.
Sünnet dediğin ise sinek ısırığı gibi bir şey zaten, çabucak geçti.
Bu sabah yolda Tommy ile karşılaştık. "Kiliseye yazdım,
seni defterden sildiler." dedi. Güldüm, hâlâ o bayatlamış
misyoner kafası işte. Benim din değiştirdiğimi sanıyor, gerzek.
Halbuki ben...

28 Kasım
Ne kadar üzgünüm. Mecit, "Nasip değilmiş, seneye gidersin" diyor.
Hac kayıtları kapanmışmış. İstesem ecnebi pasaportumla Mısır
üzerindenvize alır giderim, ama ben olayı içeriden, herkesle
bütün mü’minlerle birlikte yaşamak istiyorum oysaki.

19 Aralık
Sabiha ile teheccütten sonra Yaşar Hoca mevzusu geçti aramızda.
Yav, bu Yaşar Nuri Hoca iyi adam hoş adam, fakat ne bileyim çok
modern bir duruşu var gibi sanki;
hani, "İslâm’ı en iyi ben bilirim." şeklinde bir dayılanma.
Öğleden sonra yayıncımla sözlü anlaşma yaptık; ilk eserim
iki ay sonra çıkıyor:
"İslâm’ın selefî boyutlarına dinamik bakışlar".
Yayıncım, "Fiyatı iki lira yaparsak üç yüz bin satarız." diyor.

"HAMD OLSUN"



-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 17 aRaLıK 2006 at 22:37

GERÇEK OLAYLAR

1. Exxon'a ait bir petrol tankeri Kanada aciklarinda battiktan sonra, iki tane deniz ayisi 80.000 dolar harcanarak temizlenmis ve buyuk bir torenle denize birakilmislar. Tam 2 dakika sonra herkesin gozleri onunde bir mavi balina deniz ayilarini yemis.

2. New York'ta yasayan bir psikoloji ogrencisi kiz bos odasini bir marangoza kiralar. Amaci onunla konusup, adamin davranislarini incelemek. Ama iki hafta sonra marangoz kizi bir balta ile parcalar.

3. Bonn'da iki gosterici, domuzlarin kesimevi'ne barbarca goturulup orada kesilmelerini protesto ederken, domuzlarin bulundugu yerin kapilari kirilir ve 2000 domuz kacisirken, iki gostericiyi ezerek oldururler.

4. Amerika'da kadinin biri evine gelir ve kocasini mutfakta titrerken gorur. Belinden su-kaynatici'ya dogru bir kablo gitmektedir. Kadin hemen kalin bir tahta parcasi bulur ve adamin koluna vurarak onu elektrik sokundan ayirmaya calisir. Adamin kolu iki yerinden kirilir. Sonradan anlasilirki, kocasi orada mutlu bir sekilde wallkman dinliyordur.

5. Irakli bir terorist postaya bombali-mektup verir. Posta ucreti eksik odendigi icin mektup kendisine geri postalanir. Herseyi unutan terorist mektubu acinca parcalanarak olur



-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 18 aRaLıK 2006 at 00:06

BİLKENT ÜNİVERSİTESİ'NİN EN SEKSİ KIZI TANGASINI SATIŞA ÇIKARDI!
Kullanılmış tangaya 85 bin müşteri

Mustafa KÜÇÜK/HÜRRİYET İnternet üzerinden satış yapılan " http://www.gittigidiyor.com - www.gittigidiyor.com " sitesinde Bilkent Üniversitesi’nin en seksi ve popüler kızlarından biri yaz okulu parası için kullanılmış tangasını 31 YTL’den açık arttırmaya çıkardı.


------------------------------------------------------------ --------------------
Satışı yapan kişinin Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi 2’nci sınıf öğrencisi 20 yaşındaki P.G. olduğu ortaya çıktı. Ancak küçük bir ayrıntı var: P.G. erkek.

"Bilkent Üniversitesi’nin en seksi ve popüler kızlarından biri, yaz okulu parası için kullanılmış tangasını açık artırmayla satıyor. Başlangıç fiyatı: 31 YTL." İnternet üzerinden satış yapan " http://www.gittigidiyor.com - www.gittigidiyor.com " sitesinde yer alan bu ilan büyük ilgi gördü. Bir günde tam 85 bin 400 kişi "Bilkentliden kullanılmış tanga" sayfasını tıkladı. Açık artırmada tangaya verilen para ilk günün sonunda 1250 YTL’ye çıktı. Maillerde dolaşmaya başlayan kullanılmış tanga satışı gazetelere de haber oldu. Satışı yapan Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi 2’nci sınıf öğrencisi 20 yaşındaki P.G.’ydi. Ancak P.G. erkekti ve iddiasına göre olay, "Uyduruk bir bez parçasını satılığa çıkarırım ve ortalığı ayağa kaldırırım" tezi için hazırlanmış bir projeydi.

SİTE SATIŞI DURDURDU

Gittigidiyor internet sitesinde 8 Haziran 2006 tarihinde "queenoflands" ismiyle verilen "Bilkentliden kullanılmış tanga" ilanının açıklaması şöyleydi:

"Bilkent’in en seksi ve popüler hatunlarından birinin kullanılmış tangasına sahip olun. Tamamen kendisinden satılık olan bu tanga kargoya verilmeden iki gün boyunca giyilecektir ve kargoya o haliyle verilecektir. Bu açık artırmanın sebebi, yaz okulu için alınan borç paranın ödenmesinde bir nevi katkı olarak akla gelmiştir. Alıcılar bunu istedikleri amaç doğrultusunda kullanmakta serbesttirler."

Tanganın fiyatı çok yükselince, site satışı durdurdu.

Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde öğrenci olan P.G. okulda öğrendiklerini, gerçek hayatta denemek için bu ilanı verdiğini savunuyor. "Uyduruk bir bez parçasını satılığa çıkarırım ve ortalığı ayağa kaldırırım" diyen P.G., şunları söylüyor:

"Amacım sadece zekámı kullanıp bir ürünü pazarlamaktı. Bilkent’in meşhur seksi kızlarıyla kullanılmış tangayı bağdaştırarak, bez parçasının değerini artırabilirim diye düşündüm. Ortada iğrençlik, sapıklık ya da dejenere bir durum yok. Sadece bir öğrencinin mesleğiyle ilgili yaptığı bir tez çalışması bu. Tangasını satıp okuyan Bilkentli kız öğrenci çok çarpıcı bir sunum. Kullanılmış tangaya gösterilen ilgi de ülkedeki cinsel açlığın hálá ne boyutta olduğunu gösteriyor."

P.G. site satışı durdurduktan sonra kullanılmış tangaya 5 bin YTL bile önerildiğini belirterek, ilandaki resmi, bir arama motorundan bulduğunu anlattı.

AYRI SİTE KURDU

P.G’nin, ilanın kaldırılmasından sonra kurduğu " http://www.tangasinisatanhatun.com - www.tangasinisatanhatun.com " adlı site, "Bilkentli hatunun yeni icraatı" diye internet ortamında dolaşmaya başladı. Siteyi açınca kareli bir sayfayla karşılaşılıyor. Her bir kareye ilan vermek mümkün. P.G., günde onbinlerce kişinin girdiği sitede, müşterilerine dikkat çekip ürünlerini tanıtmalarını en azından bilinirliklerini artırmalarını sağladığını belirtiyor. Tabii bir yandan da para kazanıyor.



-------------
Where's my mind?


Posted By: melbir
Date Posted: 18 aRaLıK 2006 at 16:01

 

     Bu tanga olayı milletin cinsel açliğına bağlanmıs doğru da bence biraz da insanlık gereği denilemez de yaratılış gereği bi ihtiyaç

      islamiyet döneminin en değerli ulemalarından biri bigün bi toplantıda nefsin paraya yönlendirmesinden bahis açılınca şöyle diyor..

             beni osmanlı hazinesinin olduğu bi yere tek başıma bırakın(ki o zaman osmanlı hazinesi uçsuzz bucaksız altınlar gerdanlıllar değerli mühürlerle dolu) ve başımın vurulmayacağina garanti verin yine de tek kuruşuna bile dokunmam (gayet emin bir şekilde)

      ve wallahi zindan gibi bir odaya beni en çirkin zenci köleyle beni tek bırakın dokunmayacağıma ben bile garanti veremem diyor........



-------------
carpe_diem baby


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 19 aRaLıK 2006 at 00:47

Örneği güzel vermişsin doğrudur yaradılış gereği vardır öyle bir ihtiyaç ve ben bu tür duyguların çok hasır altı edilip görmezden gelinmesinden yana değilim ama belli bir yere kadar

Mesela şu son günlerdeki çocuk pornosu olayları..

işin ilginç yanı bunu yapanlar ağitimli insanlar(!) doktorlar üniversite öğrencileri fln. ve olaya karışan bir dotor "evet porno site işine girdim çokta kazandım" diyor yazıklar olsun...

Ve her geçen gün gazeteler de çocuk pornosunun yaygınlaştığından bahsediliyor.

Ya o 2 yaşındamıydı neydi tam hatırlamıyorum o küçücük çocuğun başına gelenler...

Bilmiyorum nereye gidiyoruz...



-------------
Where's my mind?


Posted By: melbir
Date Posted: 19 aRaLıK 2006 at 13:48

 

     ya internet büyük bi imkan yararlanmasını bilene ama bence bu tür şeylerin doğmasına değil fde yayılmasına en büyük etken de bu

      nereye gidiyoruz ?????

      8 mm diye bi film var tavsiye ederim

    orda bu pornolardan felan bahsediliyor

     ve son sahne bu filmlerin başrol oyuncusu sözleri aklımda kaldığı kadarıyla şöyle

       hayır beni küçükkken kimse dövmedi babam hırpalamadı

       toplumdan uzaklaştırılmadım

       hırpalanmadım veya hor görülmedim niye bu işi yapıorum

      çünkü seviyorum........

       yorum yok emınım bu işi yapanların çoğu da böyle piskopat ruhlu insanlardır

        ahlaki çöküntü toplumu temelinden yıkacak bi sorun bence çok daha ileri gidilmeden bi şekilde önü kesilmeli

      

         



-------------
carpe_diem baby


Posted By: sweet.girl
Date Posted: 19 aRaLıK 2006 at 17:19
yaaa ben komik resim koymak istiyorum belki niye özellikle resim koyulmuyo????


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 20 aRaLıK 2006 at 17:07

Originally posted by sweet.girl sweet.girl wrote:

yaaa ben komik resim koymak istiyorum belki niye özellikle resim koyulmuyo????

Bu konuyu sadece komik veya ilginç yazıları toplamak açmıştım boylelikle bu konuyu açan bakmak için değil okumak için amacıyla açmış olur ayrıca hem resim hem yazı olursa yazıların okunurluğu azalır eğer koymak istediğin komik resimlerin ortak bir noktası varsa ayrı bir konu başlığı altında koyabilirsin.

İlgn içn tşk.



-------------
Where's my mind?


Posted By: sweet.girl
Date Posted: 20 aRaLıK 2006 at 17:13
anladım açıklaman için sağol komik bi yazı bulursam yazarım...


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 20 aRaLıK 2006 at 17:21
Originally posted by melbir melbir wrote:

 

     ya internet büyük bi imkan yararlanmasını bilene ama bence bu tür şeylerin doğmasına değil fde yayılmasına en büyük etken de bu

      nereye gidiyoruz ?????

      8 mm diye bi film var tavsiye ederim

    orda bu pornolardan felan bahsediliyor

     ve son sahne bu filmlerin başrol oyuncusu sözleri aklımda kaldığı kadarıyla şöyle

       hayır beni küçükkken kimse dövmedi babam hırpalamadı

       toplumdan uzaklaştırılmadım

       hırpalanmadım veya hor görülmedim niye bu işi yapıorum

      çünkü seviyorum........

       yorum yok emınım bu işi yapanların çoğu da böyle piskopat ruhlu insanlardır

        ahlaki çöküntü toplumu temelinden yıkacak bi sorun bence çok daha ileri gidilmeden bi şekilde önü kesilmeli

      

         

Evet Melbir bende o filmi izlemiştim işin iç yüzünü güzel yansıtmışlar aslında ben bu tür şeyleri özellikle çocuk pornosu gibi olayların hep bizden uzak bir olaymış gibi görürdüm yani bizim millete pek yakıştıramazdım bu tür şeyleri nebileyim yani bir daha söylüyorum bazı şeylerin sürekli hasır altı edilmesinden yana değilim ama bu çok farklı bişey.

Eğitimle olacak birşeyde değil ama acaba neden böyle oluyor yani hangi durmun sonucu acaba çocuklukla ilgili bir şeymi mutlaka bir sebebi vardır yada bazı duyguları tatmin edilmemiştir belki..

Mesela Hitler sevgilisiyle yanlızken soyunup yerde cenin şeklinde yatıp sevgilisine beni vur tekmele hırpala dermiş yani mazoşist(?)'miş diye bir yerde okumuştum..

Bence bu olayların çok ileri sevyeside psikolojik bir rahatsızlık diye düşünüyorum.. 



-------------
Where's my mind?


Posted By: melbir
Date Posted: 21 aRaLıK 2006 at 13:49

 

      devlet sanki sesimi duyarmış gibi bu olaya el atmıs ama dediğin gibi yasaklamalarla olacak veya göstermelik eğitimlerle olacak iş değil

        aslında benim bi fikrim var bu konuda kime anlattıysam gülüyor veya gec bunları azdın sen dıyolar ama bence

       evlilik yası düsürülmeli yaslarla değil tabi aileler okuyan cocuklarına maddi desteklerinin sağlayıp 20 sinde veya daha az bi zaman içinde evlendirmeli ergenlik döneminii tamamlamadan hemen başini bağlamak gerekiyo

      tüm olumszulukları karsılamasa da bi nebze azaltır ve belki cinsel anlamda doygunluık yasanır

       hasırın sadece altını kullanmaya gerek kalmaz

  



-------------
carpe_diem baby


Posted By: CanerboY
Date Posted: 21 aRaLıK 2006 at 22:12
Yasal evlilik yaşı zaten haddinden de düşük.Ancak yeri geldiğinde insanların bunu salladığı yok ki.Batıdan Doğuya gittikçe insanlar erken yaşta evlendiriliyor.Aileler destek olsun tabi de, Bir üniversite öğrencisinin çözümü "erkenden evlenelim, kimseye tecavüz etmeyiz, azmayız, hele çocuk pornosu hiç izlemeyiz" de araması endişe verici.Sayın melbir, okumuş birinin böyle fikirleri olması şaşırttı beni.Nedeni basit...Bahsedilen durum zaten ülkemizde mevcut, ergenliğe girmeden birçok kişinin başı bağlanıyor köylerimizde.Ancak buralarda 4 5 karısı olan hayvanlar yine de çocukları yaşındaki kızlara tecavüz ediyor.Dul kadınlara tecavüz ediyor.Atına, eşşeğine, ineğine tecavüz ediyor.Sonra da kadına ya da kızcağıza namussuz diyor...Şehirdeki adam napıyor: "içiyorum her gece, her gece başka bir eğlence"...Evlilik kişilik işidir, anne baba parasıyla olmaz.Hele çocuk yaşlarda hiç olmaz (Varsa istisnası kaideyi bozmaz)

Bırakın 20'li yaşları, 22'sinde bile insan hayatı anlayamıyor.Evliliği çocuk oyuncağı sanan insanlar yüzünden binlerce boşanma, onbinlerce ortada kalan çocuk var.

*Çocuk Pornosunun altından bir doktor çıktı ve "Evet bu işten iyi para kazandım" dedi.Sonra öğretmenler çıktı.Siz unutmuştursunuz belki ama ben ilkokul çocuklarına tecavüz eden, onları kameraya alan ve cemaatçi bir okulda rehberlik öğretmenliği yapan kişileri de hatırlıyorum.Bu işin doygunlukla, imanla, parayla ya da kariyerle ilgisi yok.Bu işin insanlıkla alakası var.Daha insan olduğumuz zaman düzelir bu gidişat.Kötüye de gitmiyoruz, merak etmeyin.

*Çocuk Pornosu 18 ya da 17 li yaşlardaki kişilerin pornografisi değil.Ne yazık ki 2 3 yaşındaki çocukların, bebeklerin pornografisi.Bunu öğrendiğimde daha da şaşırdım, yerle bir oldum.Bu işi tek açıklaması Sayın hcanpolat'ın dediği gibi.Psikolojik sorun, hastalık ve şeref eksikliği.

-------------
Malatya Anadolu Lisesi Resmi Websitesi 1999-2006



Posted By: hcanpolat
Date Posted: 22 aRaLıK 2006 at 04:48

melbir öncelikle şunu söylayeyim sadece cinsel duyguları tamin etmek için evlenilmez.(zaten böyle düşünmediğini, sadece fikrini iyi ifade edemediğini tahmin ediyorum..)

Yanlız bana göre düzenli bir ilişki hem insanın sosyal yaşamını hem eğitim yaşamını hemde cinsel yaşamını belli bir düzene sokuyor özellikle eğitim seviyesi yükseldikçe bunun daha da etkili olduğunu düşünüyorum...

Bu ilşki kimilerine göre birlikte yaşamaktır kimilerine göre sadece duygusal bir ilişkidir kimilerine göre evliliktir kimilerine göre ise sadece sevgili olma durumudur ama bana göre her halükarda insanın bu anlamda düzenli bir yaşamı olması insanı nispeten diğer durumlardan koruduğunu düşünüyorum.Tabiki hem bir duygusal ilişkisi olup hemde canerboy'un dediği gibi hayvanlıklar yapanlar da vardır.

Ayrıca canerboy senin "batıdan doğuya doğru evlilik yaşı düşüyor" sözlerine de sonuna kadar katılıyorum mesela geçen gün intenette national geography yapımı bir belgesel izlemiştim o belgeselde Hindistan'da 12-13 yaşındaki kızların(belki de daha küçük) ve 13-14 yaşındaki erkeklerin evlendirildiğinden bahsediyordu ve o çocukları gördüğümde çok şaşırdım (ki bana göre o yaştaki gençler evlilik için yada herhangi bir cinsel beraberlik için çok küçükler ve çocuklar).Fakat bende şunu eklemek istiyorum; doğudan batıya doğru gidildikçede gençler cinsel birlikteliğe ortalama 12-13 yaşında giriyorlar(belkide daha küçük) yani sonuçta bu bozukluk batıdan doğuya yada doğudan batıya değişen bir olay değil.

Batıda bunun ismi küçük yaşta cinsel birliktelik, doğuda küçük yaşta evlilik tabi her ikisinide ben tasvip etmiyorum...

Evlilik konusuna gelince eğer insan doğru kişiyi bulduğuna inanıyorsa kendi ayaklarının üstünde durabilecekse ve bunun sorumluluğunu alabiliyorsa üniversite yıllarında da evlenebilir, boşanma olayıda görmüş geçirmişlikle o kadar alakalı değil mesela avrupada adam geç evleniyor ve birkaç sene sonra gayet normal bir şekil de boşanıyor ve avrupada ki boşanma oranları bizdekilerden çok yüksek ki onların evlenme yaşı ortalamaları bizimkinden daha yüksek.

Peki biz de noluyor kadın kocasına zorla katlanıyor ve belkide evlilik süresi biz de bu sebeple daha yüksek peki bu iyi birşey mi? tabiki değil.

Evlilik konusun da insanlar bir birine mecburlarmış gibi hoşgörülü, anlayışlı, affedici ama gerekirse tek hamlede silicek kadar bağımsız, hür ve cesaretli olmalıdırlar.

Sapıklık konusuna gelince medyanın bu olaylarda ki rolünü unutmamak gerekir ve medya bunu pekde masumane yapmıyor mesela geçen haftalardaydı sanırım digi türk'ün çizgi film kanalında sabah saat 06:00'da çizgi film birden kesiliyor ve bir porno film gösterilmeye başlanıyor 1 dakikadan fazla sürüyor ve küçük çocuklar anne ve babalarına söylüyorlar sonra şikayetler falan filan... sizce bu bir karışıklık mı veya bir talihsizlik mi? bence değil.

Sonuç (tabiki bana göre) bizim bu işe kendimiz bir çözüm bulmamız gerekiyor çünkü ne batı nede doğu buna bir çare bulabilmiş değil...

Bu arada melbir evlenirsen düğününe gelirim (tabi çağırırsan) bir çeyrek altında takarım yok yok yarım altın takarım.

Neyse ya çok uzattım özür dilerim...



-------------
Where's my mind?


Posted By: melbir
Date Posted: 22 aRaLıK 2006 at 14:14

 

      düğünüme beklerim haklısın canerboy okumus bı gencin böyle fikirleri olamaz ama açıkcası benim daha ilginç fikirlerim var bi çok kişi tarafından da kabul görmüş fakat ideolojik olmasın diye biraz komik biraz da ucundan bi yerden yazdım diyebilirim tavsiyeleriniz için teşekkürler.........

 

       ama evliliklerin bitmesinin gençliği bağlanılması beni şaşırttı bence bu yastaki bi gençte evliklik hakkında pek ala düşüncelere sahip olabilir onun kutsalllığından veya sorumluluk gerektiren bi birleşim olduğundan

      evlilliklerin bitmesinin bence sebebi sabırsızlık ahde vefaasızlık bosanmanın sorumluluklarının anlasılamamsı sıkıldım hayatım cok rutin gibi sebeplerin meşru görülmesi ve belki de az bi miktar cinsel doyumsuzluk

       abicim neresi orası 14 15 yasta evlendiren babalar nerde adres beklıyorum beni de alsınlar mANEVİ OĞULLARI OLAYIM yAŞİM BİRAZ GEÇKİNCE AMA BENİM GİBİLERİ DE VARDİR HERHALDE

       YARIM ALTIN YAKISMAz KI AMA NEYİM EKSİK AŞİRET ağalarının cocuklarından nerde dolarlar nerde ibrahim tatlıses......

ÇALSIN DAVULLAR HALAYLAR CEKILSIN ÖZLEMİŞİM WALLA HALAY CEWKEBILIOSAN HCANPOLAT Bİ ELAZIĞ DİK OYNARSIN YARIM ALTINA SAYARIZ

 MERAK ETME

             

 

    

 

        



-------------
carpe_diem baby


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 27 aRaLıK 2006 at 13:30

Oynarız ya orası kolay..

Neyse şu hikaye hoşuma gitti bunu da yazayım dedim;

gerçek bir hikaye..

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yasam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve çok büyük bir karar vermiş gibi "Eğer O'nu kurtaracaksa, veririm kanımı" dedi.

Kan nakli ilerlerken sordu: "Ne zaman öleceğim?"

ALINTIdır



-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 27 aRaLıK 2006 at 13:35

Garanti bankasının kayıt latına alınınan telefon hizmetinden bir kayıt

garanti bankası call center

- Garanti Bankası

- Benim pos cihazimda sorun var islem yapamiyorum.

- Nasil bir sorun var? Hangi islemi yaparken problem cikariyor?

- Ekraninda yabanci terimler var. Hic bir menuye giremiyorum

- Anladim. Makinanizin programi silinmis. Yetkili servise bildirimini

yapiyorum bir teknisyen isletmenize gelip makinanizi degistirecek.

- Ne zaman gelecekler?

- Ben bildiriminizi su an itibariyle yaptim, en kisa surede

geleceklerdir.

- Kardesim burasi bir firma en kisa sureden kastiniz ne?

- Teknik servisler firmalara bize bildiris sirasina gore mudahale

ediyorlar.Sizi yaniltmamak icin net bir saat veremeyecegim.

- Ben onu bunu bilmem 15 dakikada bu makinayi degistirmezseniz

gorursunuz siz neler olacagini.

- Benim ismim Cengiz. Kiminle gorustugumu ogrenebilirmiyim?

- Cemal ben

- Cemal bey size yardimci olmak istiyorum fakat 15 dakika icinde

gelemezler bunu sebebi yetkili servislerin firmalara bize bildiris sirasina

gore mudahale etmeleridir.Ama sizin icin yetkili servislere bizzat

telefon acip acil oldugunu belirtecegim.

- Ben onu bunu bilmem 15 dakika icinde birisi gelmez ise bu makinayi

yakarim.Hatta sunu soyliyeyim 13 dakikaniz kaldi

- Cemal bey dukkani yaksaniz itfaiye 13 dakika icinde gelmez.biraz

anlayis lutfen ))

- Simdi 13 dakikada kimse gelmiyormu.

- Maalesef bunun icin size soz veremiyorum.

- Isminiz Cengiz'di degil mi?

- Evet ismim Cengiz

- Bak Cengiz sana soyle diyeyim o zaman. Buraya yarim saat icinde

birini yollamazsan Genel Mudurlugunuze telefon acip 15 gun once sana

bildirim yaptigimi ve halen kimseyi yollamadigini ve kimse gelmedi diye

bugun sana telefon actigimda bana kufur ettigini soyleyecegim.Sanirim

isinden olmak istemezsin

- Cemal bey oncellikle su an zaten genel merkez ile gorusuyorsunuz.

Ayricada su an konustugumuz telefon dinleniyor ve kayit yapiyor.

Soylediginiz hersey kayit altina alindi ve istendiginde arsivden cikarilip

dinlenebiliniyor.

- Demek dinleniyor (((

- Evet kayit altinda hersey

- !!!!!!!! ????????? Peki Cengiz bey siz benim niye makinama 15 gundur

mudahale ettirmiyorsunuz 15 gun once size bildirimini yaptim ayip

degilmi????

- cemal bey beni daha simdi aradiniz bakin bunlara hic gerek yok

biz burada sorunlarinizi halletmek icin calisiyoruz. Oradaki pos

makinasinin calismasini bende sizin kadar istiyorum.. Sonucta oraya pos

cihazini calismasi icin koyduk. Dedigim gibi servis ile telefon ile gorusup en

kisa surede makinanizin degistirilmesini saglayacagim. Buna emin

olabilirsiniz

- Tamam tamam Cengiz gonderde ne zaman gonderirsen gonder. size hic

dis gecmiyor senide sevdim orada adresim vardir bir ara gelde cay

ismarliyayim sana.

- tamam oldu Cemal bey

- hadi optum

-)) Iyi gunler...



-------------
Where's my mind?


Posted By: delikorsan
Date Posted: 27 aRaLıK 2006 at 19:52
İYURDUM İNSANI İŞTE İNCE ZEKASINI KULLANACAK İLLA

-------------
BİZ KIRMIZI PABUÇLU ŞİRİN KIZLARLA DANS ETMESİNİ DE BİLİRİZ,KARTAL'IN UÇMADIĞI,ŞAHİN'İN YUVA YAPMADIĞI YERDE,ÖLÜMLE DANS ETMESİNİ DE...


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 02 oCaK 2007 at 00:26

OSMANLI TOKATI NERDEN GELİYOR BİLİYOR MUSUNUZ?

Osmanli zamaninda ordu cesitli birliklerden olusurmus. O birliklerden biride Tokatci grubu imis.
Tokatci denilen askerler devsirmelerden olusur ve gayet iri yapili, iri elli kişilermiş.
Bunlarin özel calişma salonları varmis. Salonlarda mermerden yapili olan buyukçe kolonlar varmış.
Tokatcılar bu mermer kolonları tokatlayarak ellerini daha da geliştirirlermiş.
Savaş sirasinda ordunun en arkasinda bulunur savaşın sonlarina doğru hızla savaş alanına girer ve bitkin durumda olan düşman askerlerini tek tokat darbesiyle yerle bir ederlermiş.
Tokat attiklari kisinin yuzunu iceri çökertir ve beyin kanaması gecirmesine sebep olarak oldürürlermiş.

Yaaa iste boyle Nam-i deger OSMANLI TOKATI buradan geliyormuş.

Kaynak:İnternet



-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 03 oCaK 2007 at 03:44
KALP KRIZI SIRASINDA KIŞININ KENDINE
YAPACAGI YARDIM HAYAT KURTARIYOR.....


> dıyelım kı saat 18:15 ve zorlu bır ıs gününden sonra arabanızla yalnız

> basınıza eve dönüyorsunuz.

>

> gerçekten yoruldugunuz, sıkıldıgınız ve

> çıleden çıktıgınız bır günündesınız.

>

> bırden gögsünüzde baslayıp, kolunuza ve

> çenenıze dogru ılerleyen sıddetlı bır agrı

> hıssedıyorsunuz.

>

> evınıze en yakın hastaneden sadece 10 km uzaklıktasınız, fakat o

> mesafeye bıle ulasıp ulasamayacagınızdan emın degılsınız.

>

> ne yapabılırsınız? kalp masajı konusunda belkı egıtım de almıstınız

> ama sıze ögreten sahıs, muhtemelen bu masajı kendı ke! ndınıze nasıl

> yapabılecegınızı ögretmedı...

>

> son zamanlarda bır sürü ınsan kalp krızıne yalnız

> basınayken yakalanmaktadır.

>

> yardım olmaksızın, normal kalp atısı bozulan ve baygınlık hısseden

> bır ınsanın bılıncını yıtırmeden önce sadece 10 sanıyesı vardır.

>

> bu durumda kalan sahıslar kendılerıne, devamlı ve sıddetlı bır sekılde

> öksürerek yardımcı olabılırler.

>

> her öksürükten önce derın bır nefes alınmalı ve

> öksürük sankı gögüs derınlıgınden balgam çıkarmak

> ıstercesıne derın ve uzun olmalıdır.

>

> derın nefes alma ve öksürük, yardım gelene

> ya da kalp normal rıtmıne gerı dönene kadar,

> durmaksızın her ıkı sanıyede bır olacak sekılde devam etmelıdır.

>

> derın nefes alma akcıgerlere oksıjen ulastırırken,

> öksürük hareketı kalbı sıkıstırarak kanın dolasımınısürdürür. kalp

> üzerındekı sıkıstırma hareketı aynı zamanda kalbın normal rıtmıne

> dönmesıne de yardımcı olur.

>

> bu sekılde, kalp krızıne maruz kalan kısı,

> kendısını bır hastaneye ulastırabılır.

> bunu elınızden geldıgınce

> daha çok ınsana ulastırın,

> onların hayatını kurtarabılırsınız.

>

> bu makale rochester general hastanesı'nın

>

> "and the beat goes on..." adlı bültenınden alınmıstır.)

>

LÜTFEN BU YAZIYI TÜM AKRABA, ARKADAS VE INTERNET ÇEVRENIZE

E-MAIL VEYA BASKA YOLLAR ILE ULASTIRMAYA ÇALISIN..

BELKI DE BIR HAYAT SIZIN SAYENIZDE KURTULACAK....


-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 03 oCaK 2007 at 03:54
ODTÜ İşletme'nin deli ama çok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesörü Muhan Hocanın Strateji Yönetimi dersinin ilk saati öğretim üyelerinin bile katılımıyla geçer ki her senesi ayrı ilginçtir. Derslerinden birinden bir anekdot:

Muhan Soysal tepegöze bir Picasso resmi koyar. Herkes bakar bakar ama tarzı zaten kübik olan sürrealist resimde sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabileceği çok az şey vardır. Bozuk perspektifli bir oda, sarı uzun saçlı yaratığa benzeyen bişey. Etrafında başka yaratıklar, yerde yine bir yaratık ve arkadaki şekli bozuk içi parlak dikdörtgenin içinde başka bişeyler daha.

user posted image

5-10 dakka hiçbişey söylemeden sınıfı izleyen hoca, birazdan Picasso'nun resmini alıp Meninas'in bir resmini koyar. Bu resimde sandalyenin üzerinde oturan sarı uzun saçlı bir aristokrat kızının etrafındaki dadıları onun saçını tararken yerde köpeği yatmaktadır. Ve babası arkasından ışık sızan kapıdan kızını izlemektedir.

user posted image


Ancak ikinci resmi görünce Picasso'nun resmindeki öğelerin ne olduğunu ve bu resmin Meninas'in tablosuna gönderme olarak yapılmış olduğunu farkeder tüm sınıf.

Ve Muhan Soysal hiç unutamayacağımız dersini verir:

"Hayatta hiçbirşey Meninas'in resmi kadar belirgin ve net değildir. İş hayatı gerçekleri size Picasso'nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak gösterir. Picasso'nun resmine bakıp, Meninas'in resmini görebilenleriniz başarılı olacak, diğerleri kübik şekillere bakıp yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecek."

VE SON SÖZ......

Bir saatliğine mutlu olacaksanız, şekerleme yapın
Bir günlüğüne mutlu olacaksanız, balık avlamaya gidin
Bir aylığına mutlu olacaksanız, evlenin
Bir yıllığına mutlu olacaksanız, bir servete konun
Tüm yaşam boyunca mutlu olacaksanız, işinizi sevin...
 
ALINTI...


-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 03 oCaK 2007 at 04:03
Arjantinli ünlü golfçü Robert Vincenzo yine bir ödül kazanmış,
ödülünü

alıp kameralara poz
vermiş.

Ardından klubüne uğramış,
eşyalarını toplayıp otoparktaki arabasının

yanına doğru
yürümüş.

O sırada yanına bir kadın
yaklaşmış.

Vincenzo'yu kutladıktan sonra
ona küçük bir bebeğini olduğunu,

bebeğin çok hastalandığını ve
hastane masraflarını karşılayamadığını

onun her gün biraz daha
ölüme yaklaştığını anlatmış, bir çırpıda.

Kadının anlattıkları
Vincenzo'yu çok etkilemiş.

Hemen çek defterini çıkarmış ve
turnuvadan kazandığı paranın bir

bölümünü yazıp
imzalamış.

Çeki kadına uzatmış. O sırada
kadına "umarım bebeğinin iyi günleri

için harcarsın"
demiş.

Ertesi hafta Vincenzo klupte
öğle yemeğini yerken Golf derneği'nin bir

üyesi yanına yaklaşmış ve
"otoparktaki çocuklar, geçen hafta siz

turnuvayı kazandığınız
gün bir kadının yanınıza yaklaştığını ve

sizinle konuştuğunu söylediler"
demiş.

"Evet" demiş Vincenzo, "bunun
nesi garip ?".

"Garip değil tabi ki" demiş
adam," ama size bir haberim var o kadın

bir sahtekarmış.


Sizin gibi zengin kişilere
yaklaşıp hasta bir bebeği olduğunu söyleyip

para koparırmış.


Korkarım sizden de
koparmış."

Vincenzo şaşkınlıkla " yani
ölümü beklenen bir bebek yok mu ?" demiş.

"Yok" demiş adam.


"İşte bu hafta duyduğum en iyi
haber" demiş Vincenzo.

İşte buna bakış açısı farkı
diyoruz.

Kimi parasını kaybettiğine
üzülür ama kimi de Vincenzo gibi ölümü

bekleyen bir bebek olmamasına
sevinir.

Aynı pencereden dışarı bakan
iki kişiden biri sokaktaki çamuru, diğeri

gökyüzündeki yıldızları
görebilir.

Seçim bizlere
aittir.


-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 05 oCaK 2007 at 00:12
 10:35 04 Ocak 2007 / Perşembe 


Kıpırdarsan ikimizden biri ölecek!


Kıpırdarsan ikimizden biri ölecek!       MİLLİYET İNTERNET

Amerika son günlerde metro raylarında acı sonunu bekleyen adamı kurtarmak için canını hiçe sayan kahramanı konuşuyor.
      20 yaşındaki Cameron Hollopeter New York metro istasyonunda yürürken ayağı kayıp rayların üzerine düştü. O sırada iki kızıyla birlikte metro bekleyen 50 yaşındaki inşaat işçisi Wesley Autrey olayı görünce kendini rayların üzerine atmak için bir dakika bile tereddüt etmedi.
      Etraftakilerin şaşkın bakışları arasında o sırada hareket edemeyen adamı rayların arasındaki boşluğa iten Autrey kendilerine yaklaşmakta olan metronun ışıkları altında genç adamın üzerine kapanarak şunları söyledi: ‘Lütfen kıpırdama. Çünkü eğer hareket edersen ikimizden biri ölecek’.
      Bu sözlerin üzerinden birkaç saniye geçmeden metro acı bir fren sesiyle durdu. Herkes nefeslerini tutmuş adamlardan gelecek hayat işaretini beklerken Autrey sessizliğe bürünmüş olan kalabalığa şöyle seslendi: ‘Kızlarıma iyi olduğumu söyleyin. Genç adamın durumu da iyi’.
      Metro kendilerine çarpmasına birkaç santimetre kala durmuş ve iki adam da olaydan yara almadan kurtulmuştu. Autrey olaydan sonra şunları söyledi: ‘Onu rayların üzerinde görünce şöyle düşündüm: ‘Metronun adamın üzerinden geçmesine ve kızlarımın bunu görmesine izin mi vereceğim yoksa oraya atlayacak mıyım?’

Kaynak:

http://www.milliyet.com.tr/2007/01/04/son/sonyas10.asp - http://www.milliyet.com.tr/2007/01/04/son/sonyas10.asp



-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 07 oCaK 2007 at 07:29

LAYIGLIG nedir?

Musa Agacik, yillardir yaptigi röportajlarin küçük bir

bölümünü

"Musa'dan Beri" adli kitapta topladi.

Türkiye'nin son yillardaki serüvenini daha iyi görmek

için mutlaka

okunmasi gereken kitaptan birkaç satir:

Agri' da konustugu 75 yasindaki Haci SIddIk

Bilgin diyor ki:

-Musa Beg, biz Atatürk'ü çok seviyoruz...

-Zorunuz nedir, neden Atatürk'ü seviyorsunuz baba?"

-Çünkü Atatürk LAYIGLIGI getirmistir!.."

- Layiglik nedir SIddIk Baba?"

-Camiye giden camiye layigtir, kerhaneye giden,

kerhaneye layigtir..."

-Bu mudur?

-Heee budur.



-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 10 oCaK 2007 at 01:01

LTFN Bayanlar Darılmasın:)

Yeni ATM uygulaması...

Önümüzdeki yıldan itibaren tüm bankalar arabaya servis bankacılığına hız vereceklerinden, yani müşterilerin araba ile yanaşıp para çekebilecekleri bankamatikler yaygınlaşacağından bu yeni uygulamaya uyum sağlanabilmesi için

OTO ATM KULLANMA KLAVUZU

Kılavuzun durumunuza uygun(Kadın-Erkek)olan bölümünü lütfen dikkatle okuyun, bu, ATM'leri ilk kullanımınızda

isinize yarayacaktır.



Erkekler için adim adım kılavuz:

1- Aracınızla Bankamatiğe yanaşın

2-Sol ön cami açın.

3- Kartınızı yuvaya sokup şifrenizi girin.

4- Çekmek istediğiniz tutarı girin.

5- Kartınızı, paranızı ve fişinizi alin.

6- Cami kapatın.

7- Yolunuza devam edin.



Kadınlar için adım adım kılavuz:

1 - Aracınızla bankamatiğe yanaşın

2 - Geri vitese takip camla makinenin ayni hizaya gelmesi için gereken miktarda geri gelin.

3 - El frenini çekin, camı açın.

4 - Çantanızı bulun, kartınızı bulmak için ön koltuğa boca edin.

5 - Radyonuzu kapatın.

6 - Kartı makineye takmaya çalışın.

7 - Arabadan biraz uzak kalan makineye daha rahat ulaşabilmek için arabanın kapısını açın

8 - Kartı yerleştirin.

9 - Doğru tarafından tekrar yerleştirin.

10- İç kapağında şifrenizin yazılı olduğu telefon defterinizi bulmak için çantanızı kurcalayın.

11- Şifrenizi girin.

12- IPTAL tuşuna basın ve doğru şifrenizi girin.

13- Çekmek istediğiniz tutarı girin

14- Yan aynadan makyajınızı kontrol edin.

15- Paranızı ve fişinizi alın.

16- Çantanızı tekrar koltuğa boşaltarak cüzdanınızı bulun ve paranızı içine koyun.

17- Fişinizi fermuarlı bölüme yerleştirin

18- Makyajınızı tekrar kontrol edin.

19- 1 metre ilerleyin.

20- Bankamatiğe doğru geri geri gelin.

21- Kartınızı alin.

22- Çantanızı tekrar döküp kredi kartlığınızı bulun ve kartınızı uygun yere yerleştirin.

23- Arkanızda söylenmekte olan erkek sürücüleri kızdırmak için uygun el hareketini yapın.

24- Motoru tekrar çalıştırın ve yola devam edin.

25- 5-6 kilometre ilerleyin.

26- El frenini indirin.



-------------
Where's my mind?


Posted By: melbir
Date Posted: 10 oCaK 2007 at 09:02

 

 

   alınsın veya alınmasın bayanlar trafikte çekilmez oluyor ben her alanda geriden geldiklerini düşünürken dün dünyanın en zeki insanının bir bayan olduğunu 25 yaşında prof olduğunu einsteiınin zeka testinde 200 üzerinden 197 aldığını duydum ve şu sözden sonra daha da saygı duydum

       türkiyede olsam öss sınavını kazanamayabilirdim........



-------------
carpe_diem baby


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 11 oCaK 2007 at 05:26

Bende uzun yazıların okunmadığına dair bir izlenim var nedense belkide kendimden biliyorum:) yok ama öyle olsaydı b yazıyı okuyup size tavsiye etmezdim çok güzel bir yazı Çiçek Almak"...

 

Ahmet Tulgar

mailto:ahmet.tulgar@aksam.com.tr - ahmet.tulgar@aksam.com.tr

Çiçek almak


Kaldırımda ya da otomobildeyken; sokak satıcılarından ya da dükkanlardan çiçek alanlara bakın. Bir bakın. O alışveriş; o satıcı ile alıcı arasında süren ilişki; çiçeklerin kime, niçin alındığını tahayyül etmeye çalışmadan, öylece baktığınızda bile, bakın nasıl iyi gelecektir size de. Size bile, bu alışverişle hiç alakası olmayan, sadece alaka gösteren size bile.

Başka bir şeye benzemez çiçek alışverişi çünkü. Başka bir alışverişe benzemez. Günün ve şehrin ortasında yumuşatıverir sert olan her şeyi. Çiçek alıcısıyla çiçek satıcısı arasındaki; güzellik üzerinden kurulan bu ilişkinin çiçek tozları yayılır ortalığa. 'Kelebek etkisi' yaparak açar ruhlarını yakından geçenlerin de.

Çiçek almak; sokak satıcısı bir kadınla ya da adamla şakayla karışık pazarlık yapa yapa ya da her zaman uğradığınız çiçekçi dükkanına uğrayıp tavsiyeler ala ala, elinizdeki kolunuzdaki paketlerin arasına, zamanın arasına bir demet de çiçek sıkıştırmak, gündelik, mütevazı ama önemli bir dünyayı kurtarma girişimidir. Dünyanın ne kadar güzel olduğunu, olabildiğini, ama güzelliğin de ne kadar nazik, ne kadar ince, ne kadar kırılgan bir şey olduğunu; güzelliğin de, hayatın da geçici ama yine de durup bakmaya, üzerine titremeye, gidebildiği yere kadar gitmesi için uğraş vermeye değer şeyler olduklarını hatırlamak ve hatırlatmak için bir vesile.

Çiçek alanların, çiçek alırken yüzlerine bir bakın. O çiçekleri kime aldıklarından ya da birine mi, kendilerine mi aldıklarından bağımsız olarak bir özgüven, bir kendinden, hayatından memnuniyet ifadesi olur bu çehrelerde. Hepsinde. O geçici çiçeklerin, o boynunu eğmeye, solmaya temayüllü hayatın içinde güzelliği bulmuş olmanın sevinciyle biraz şımarık, biraz gururlu, hadi onu da söyleyelim, handiyse kibirlidir halleri. O sırada, o alışveriş anında başkalarının uğraştığı sıradan işlerden ellerini eteklerini çekmiş olmanın, inceliklerle meşgul olmanın, güzellikle iştigal etmenin zarif züppeliği.

Böylesi bir durumdaki, böylesi bir konumdaki biri o zaman satıcının nezdinde de herhangi bir müşteri değildir. Artık. O kalabalığın arasından sıyrıldığı, tezgahına yanaştığı, dükkanından içeri adım attığı için, sadece bunun için, çiçeklerin tülümsü yapraklarına gösterilen özenin aynısına layık birisidir çiçekçinin müşterisi.

Çiçekçi esnafının ilk fiyatı yüksek tutması, böyle bir fiyat vermesi, ilk verdiği ama sonra da kolayca indiği o yüksek fiyat bile işte sanki, ya tutarsa deyip fazladan kara geçmeyi denemek için değil de, bir ilişki başlatmak, ticareti bir iletişime, oyunbaz, çiçek alıcısının dirençli bir şımarıklık yapmasına olanak sağlayan bir iletişim platformuna dönüştürmek için bir ilk girişimdir. Oyunun provokasyonu, törenin ilk adımıdır.

Çiçek alıcısı da zaten gidici değildir. Çiçek almaya karar verilmiştir çünkü bir kere. Çiçek, fiyatta anlaşamayıp vazgeçilecek bir ihtiyaç değildir. Çiçek, bir karardır. İhtiyaç dahilinde olduğu için değil karar verildiği için alınır. Tam almaya karar verildiği o anda da vazgeçilemez bir ihtiyaç olur artık çiçek.

Çiçek müşterisi çekip gitmez yani. Böyle birine rastlarsanız; fiyatı öğrenip, ilk fiyatı öğrenip de yürüyüp gidene, anlayın ki o, çiçeklere bakmamıştır bile. O, dünyayı pazarla karıştıran, hayatı fiyatlarla ölçen, aslında cüzdanı da gün be gün şişen biridir.

İşte onun arkasından seslenmez çiçekçi, fiyatı aşağı çekmez. Bırakır gitsin.

İnsan sarrafı olmuştur çiçekçiler. Çiçeğe acil ihtiyacı olanı hemen tanırlar. Bedavaya bile tutuştururlar bir gülü, bir demet fulyayı adamın eline.

Hiç çiçek aldınız mı birilerine utanarak, sıkılarak veya gurur duyarak hmm peki ya alıpda veremediğiniz oldu mu? neyse güzeldi işte paylaşayım dedim...



-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 11 oCaK 2007 at 05:56

TIP FAKÜLTESİNİ yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev
yaptığım yere, Konya'ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim.
Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer. İlk gece bir eve
misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi. Akşam
yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol
yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor,
ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de
diyemiyordum. Saatler epey ilerledi ama yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü
olan hacıanneye sıkılarak sordum:
"Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?"

Hacıanne:

"Evladım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz" dedi.

Merak ettim, tekrar sordum:

"Trenden sizin bir yakınınız mı inecek?"

Hacıannenin cevabı inanılacak gibi değildi:

"Hayır evladım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası
uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte,
yakınlarda, ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların
yabancısı biri geldiğinde, ışığı yanan bir ev bulsun diye bekliyoruz."


Prof. Dr. Saffet Solak

 



-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 17 oCaK 2007 at 21:12
Bir Kizilderili Kitabesinden


Asagidaki yazit bir Kizilderili kitabesinden alinmistir :



- Yalan tohumdur. Bire kırk verir.Verdigi kırkın her biri bir tohumdur ki bire kırk verir.

- Bilgi de tohumdur. Bire yüz verir. Verdigi yüzün her biri bir tohumdur ki; sana bilgelik, torunlarina da ilham verir.

- Zeka sudur. Tohumları yeşertir. Yalanı da bilgiyi de.

- Yetenek topraktir. Ne ekersen onu bicersin. Ekmezsen uzerinde ayrik otlari biter.

- Emek gunestir. Tohuma da suya da topraga da hayat verir.

- Kader,çadirindaki kilim gibidir. Ipligini Ulu Manitu verir sen dokursun. Deseni sendendir, renkleri Tanri'dan.

- Şans dogal gübredir.Ne zaman nereye dusecegi belli olmaz. Kilimine duserse kirletir. Desenini degistirir.Oysa topragina duserse besler.


-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 17 oCaK 2007 at 21:16
"İlk görev yerim Bingöl'de idi, Trenden indim, sırtımda yorganım, elimde bavulum 10 km yürüdüm... Nehri sal'la geçtim... Sonra at sırtında yolun yarısına kadar gittim. Atın sahibi dedi "hocam buradan sonra at gitmez..." civar köyden öküz verdiler, öküzle gittik. Okulu beyaz badanalı bir bina olarak hayal ediyordum. 20 metrekarelik bir samanlık çıktı. Okula girdim, öğrenciler samanlığın duvar diplerinde taşların üzerine oturmuş bekliyor... Etrafta meşe sırıkları var, ilk işim o taşların üzerine meşe sırıklarını gererek öğrencileri onların üstüne oturtmak oldu... Sonra başka bir sırığa bavulumdaki Bayrağımı astım. Üzerinde bayrağımın dalgalandığı her yerde görev yaparım demiştim ya, işte o bayrağı kendi ellerimle astım..."

Bu sabah bir TV pogramında gözyaşları ile izledim bu öğretmenimizi. Bu sözlerin sahibi yazdığı kitapların geliriyle Hakkari'den Edirne'ye kadar 20 tane okul yaptırmış, "bir ömür verdim bu mesleğe... doyamadım..." sözlerinin sahibi Hüseyin Hüsnü TEKIŞIK...


-------------
Where's my mind?


Posted By: hcanpolat
Date Posted: 25 oCaK 2007 at 04:26

Alternatif Cem Uzan Vaatleri;

haftasonu tatili 3 gün olacak

"iddaa kuponları yatmayacak!"

"düğünlerde zorla halaya kaldırmak yasaklanacak"

"aylık telefon, elektrik, su, doğalgaz fatuları toplamı 1 yltde sabitlenecek."

saatler artık geri alınmayacak!!

"okeye dönerken açmak yasaklanacak"

"ingiltere'yle özel maç ayarlanıp gol atılacak"

"her evin internet hızı 100 mbit olacak"

"michael jackson, yeniden siyah olacak!"

"rio karnavalı türkiyede düzenlenecek"

"üç korner, bir penaltı olacak!"

"lost trt 1'de yayınlanacak"

halkı cumhurbaşkanı seçecek

-ajdar anık kültür ve turizm bakanı olacak.

"Türkiye ab'ye değil, ab Türkiye'ye üye olacak"

"tuttuğunuz altın olacak!"

size sarı laleler alacağım çiçek pazarından.

barbaros hayrettin babaniz olacak!

eski sevgili geri dönecek.

"ülker'in mallarına el konacak, çikolatalar halka dağıtılacak"

pi sayısı direk 3 olacak, Allah'ın hakkı 3 her yerde hüküm sürecek.

"sigara sağlığa zarar vermicek"

sakızlar kaybolmayacak

halanıza bıyık takıcaz, amcanız olucak.

çorabın teki kaybolmayacak.

arabayı yıkattığınız gün yağmur yağmayacak

papa müslüman olacak.

papa ayasofyanın minaresine çıkıp ezan okuyacak

fırınlar ekmek yerine pasta üretecek

"bu program geçersiz bir işlem yürüttü ve kapatılacak."

papa sünnet edilecek

"haribo fiyatları düşecek"

herkes dirseğini yalayabilecek

lafla peynir gemisi yürüyecek

tükenmez kalemler tükenmeyecek.

cihan haspolatlı futbolu bırakacak, top toplayıcı olacak.

atın ölümü artık arpadan olmayacak.

ilk öpücüğü muhafaza depoları açılacak

milletvekillerinin kanun önündeki dokunulmazlıkları kalkacak..

her vatandaşımızın kucağında bir laptop olacak

her eve ekmek yerine pasta girecek

her türk genci harvard'a burslu yollanacak

her bağ-kur emeklisi mavi yolculuk'a çıkabilecek

kadınların altın günleri için bedava altın dağıtılacak

'mutluluğun resmi çizdirilecek, her eve birer tane astırılacak' -

bağlaç olan ki birleşik yazılacak...

türktelekom, internet hizmeti verebilecek...

yiyerek zayıflanacak !

her türlü tüy istenecek. istenmeyen tüy kalmayacak!



-------------
Where's my mind?



Print Page | Close Window

Forum Software by Web Wiz Forums® version 11.04 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2015 Web Wiz Ltd. - http://www.webwiz.co.uk